29/7/2009 - Seyfi Turan Åžiiri
Bebek olmadan önce, henüz doÄŸmamıştık.
Henüz doÄŸmadığımız zamanda ÅŸiddet ve nefret kelimelerini öÄŸrenmemiÅŸtik. Uyumamış, büyümemiÅŸtik. Kafamızda hayat kırılmamıştı. Herhangi bir “dipçik” kafamızı kırmamıştı. Kafamız bile yoktu. Bir çocuÄŸun kafasını dipçikle kıran adamların kafası olduÄŸunu ve bu kafanın içine ÅŸiddet ve nefretin nasıl dolduÄŸunu bilmiyorduk.
DoÄŸduk, bebek olduk.
Bebekler, yüzyıllardır ninni dinler ve ninni ÅŸiirdir. En kıymetliden bilinir bebekler, isimleri itinayla verilir, masalla, taÅŸla, ışıkla, efsaneyle; en fazla hayatla büyürler. Bebekler tıpkı ÅŸiirdir; az palazlandığında çocuk deriz onlara, çocuk.
Büyüdük, çocuk olduk. Ve “kafaları dipçikle kırılan, otuz yıl içeri atılıp, “eÄŸitim” ve “bali”yle hayatları karartılan çocuklar için birer ya da ikiÅŸer dizeyle bir ÅŸiir yazıyoruz; vicdanımız ve masumiyetimizi korumak için” diyerek yola çıktık.
Biz, doksan beÅŸ ÅŸair, geleceÄŸi kuracak olan kafası taammüden saldırıya uÄŸrayan on dört yaşındaki Seyfi Turan’ın varlığında, her türlü nefret ve ÅŸiddeti akıl dışı sertlikte yaÅŸamak zorunda kalan çocuklara yirmi bir bölümlük bir ÅŸiir hediye ediyoruz bugün.
Bebekler ve çocuklar, o kanayan dünya çocukları, din, ırk, milliyet, düÅŸünce ve üzerinde yaÅŸadığı toprak farkı gözetilmeden bir daha ÅŸiddete maruz kalmasın diye.
Ve şiir, bir kez daha işe yarasın diye.

SEYFİ TURAN ŞİİRİ
1.
usaré domaié vané, qezna isania nenıka jü çeneké de henie kemeria (*)
diyarbakır’ın kayıp çocuÄŸuyum her ÅŸeyin tükendiÄŸi bir yerdeyim taÅŸtan baÅŸka yok verecek bir ÅŸeyim sevecekse elbet, kırık bir kemiÄŸin hüznüyle sevecek kalbim...
vurma bana, vurma! içimin oyuncakları kırılıyor ben, her ilkbaharın ilk günüyüm; gölgeler uzar yamaçlarımda eskimiÅŸ okul önlüÄŸümden bozulup dikilme siyah külotum ÅŸu soruyla geçtim tarihten kurÅŸunlar arasında ölüm, bir halkın çocuÄŸu olmanın tek mucizesi mi?
"her çocuk bir yüreÄŸin penceresi" derdi anam güneÅŸ batmaya baÅŸladığında ufukta ÅŸimdi yürekleri kör kapılar gibi insanların çocukları yiyorlar adım atarken sokaÄŸa
aklım erdiÄŸinden beri içindeyim bu hüznün; kabara ÅŸakırtısı, makineli tüfek sancısı, kan damlası kuÅŸlar geçiyor düÅŸlerimden gökyüzü renginde türkülerine yüz çevirip kalem kırıyor hâkimler
anne! ben buradayım; kalbimi çekiç yaptım da düzeltemedim hayatımın eÄŸri büÄŸrü kaportasını ezikliÄŸini bana kusuyor ustam üstüpü gibi harcıyor çocukluÄŸumu
koltuk deÄŸneÄŸimin sekiÅŸinden huylanan köpek kadar bile deÄŸilim üstüme dikilmiÅŸ gözler için... kapılar kapalı, duvarlar yüksek, çocuk ömrüm zindan içinde
bir çınlama kalırsa kulaklarımda hepinizin sağırlığındandır, ölü bir nokta kalırsa gözlerimde hepinizin körlüÄŸünden.
- dövmeyin beni amcalar, dövmeyin n'olur duyulursa kırılır sonra içimdeki taze dal
parklar ötelerde kalmış ve okullar; siz kötü çocuklar diyorlar, düÅŸüyor bol kelepçe oysa ben çocukluk ne hiç bilemedim, bundan mıydı hiç de büyümedi ellerim
ruhum safirdi, incindi utancı gördüm zorbanın sopasında durdum azaltmak için ruhumdaki acıyı güneÅŸ gören evlerin kapısında
karşımda hayal kalp, orman uÄŸultusu, mezarlık çiçekleri annem ardımdan yetim bir ağıt söylüyor durmadan çocukluÄŸumu buruÅŸturup ödüyorum insanlığın yenilgisini dünya filizkıran çöl, sokağımda kurt baharı.
insanı acısından bilirim vahÅŸeti ÅŸiddetinden başımdaki devletli yırtık yargısız infazdan faili meçhul cinayetten
ben kayıt dışı, ağır tahrik, öteki çocuk muskalı eÅŸiklerden geçtim eÅŸiklerin saÄŸ ayakla aşıldığı evlerden nazara karşı dökülürken öÄŸrendim kurÅŸunu cinayetler iÅŸledim oyuncak satan dükkanlarda; sapan taşım cebimdeydi
aklımın kuÅŸunu salarken kafeslerinizden ben miydim rüzgâr topacına gökkuÅŸağını saran ben miydim devletinizi bir çakılla bozan deÄŸildim…
bir çocuÄŸun düÅŸüydüm de mor bir çocuÄŸun zor bir çocuÄŸun üÅŸümüÅŸ eliydim tüysüz yüzüm tüzüklerinize küs yanlışlıkla kalırım yoÄŸun bakım yalnızlığımla
- bana vururken ellerini incitme yorgun amca akÅŸam çocuklarını nasıl seversin yoksa
her yer metal! esiyor derin namlunun soluÄŸu bir taÅŸ çalmışım ölümden nereye atayım ki onu
hey! toprak ana, devlet gözüyle gelmek istemezdim sana törenler bayraklar istemezdin; alkışlar ÅŸaÅŸaalar istemezdin siyahlar paltolar istemezdin; gözlükler yaÅŸlar istemezdin balıklar sırtlarında taşıyorlar denizi, görmeliydin…
kanatlandı çığlık gök boÅŸlukta yırtıp bulutları sardım yarama el dokuması bayramlık gömleÄŸimi giymiÅŸtim bilmediler; anamın ter kokusunu taşıyordu
dinmedi beyazların nefreti, tek renk tek tip bu ÅŸehri çocuklar kuÅŸatacak, üç kapı üç kilit hangi elim kırık yalnız onlar biliyor o çocuklar ki bir dakika itirafa davet edecek hepimizi.
yaÄŸmur yaÄŸmadı; yaÄŸmıyor… belki hiç yaÄŸmayacak ölen lalenin acısı da büyüyecek benimle vur diyen yürek durdukça bunların içinde yaralanmış bir hayat yaÅŸayacak giysilerimin içinde
yüzümü güneÅŸe taşıyın kuÅŸlar gülüÅŸüp oynuyordur orada çocuklar yakılmış fenerler gibi iri gözleri...
bir damla terle gözyaşından doÄŸmuÅŸlardı avuçlarımda tuzları kaldı kıpkırmızı bir gece çocukların kanından örtünemem annemin anlattığı masalı
omzuma kırık bir kol biçildi, terzi kim? morarmış bir çift göz kafama buyur ettim kabuk benim topraÄŸa, kanasa yara benim çünkü beni panzerler ezdi, son nefesteyim
- devlet beni vur! büyüyorum, ben tehlikeyim
hırsızların çaldığı dilimi çığlıklarla onardım katillerin boÅŸalttığı ruhumu alkışlarla buradayım: cevabın soruyu incittiÄŸi yerde
{ (*) çocukluk baharı derler, hazinesi insanın bir kız çocuÄŸunun tırnağında kaya kınası }
2.
leylekler getirmedi, kan yollarında bulduk seni sonsuz kırın ortasında kolları taşla kırılan filistinli gibi mahzun
ay bir hata duruyor orada kaymak: bir zemindir de bir çocuÄŸa bir taÅŸ da o sektirir oyuna
bak! çiçeklenir hem kıyıcığından çocuklar taÅŸ’ın ritmini sekti
simidin camından neler olmaz ki bütün ayakkabı boyacıları maça gider ellerindeki fırçalarla seni kırdıkları yerden kararıyor dünyanın bütün sabahları
(o, hakkari'de bir çocuk) kalktı yerinden annesine gider gibi sarıldı koyunun memelerine annesinden emer gibi
kan, demirle yüzleÅŸtirildi. sevincini taşıran çocuk aktı bir deli suya.
bir daha hiç açmayacak o çiçek: masumiyet susarak kör edecek tarihin gözlerini
- öldürmek -bilmem neden, kadîm mesleÄŸiniz miydi tutamam elinizi yâ hû! öldürün ama yaralamayın bizi
3.
çünkü bilmezsiniz kalbini unuttuÄŸunuz o çocuklar tarihin beyaz taylarıdır
ÅŸimdi bu çocuklar ölmemiÅŸ gibi yapsak karga gak dememiÅŸ, tavÅŸan daÄŸa küsmemiÅŸ gibi
vurduÄŸunuz her dipçikte yerin dibine girdiniz ne kahramandınız çocuklara
sizin aklınız hurda edilmiÅŸ çocukların incinen yüzüne
neden sokuyorsunuz tüfeklerinizi DNA'lara neden oynuyorsunuz seyfi'nin gen haritasıyla bir dili kopararak mı var olacaksınız?
elbette taÅŸa inanacaktır çocuklar çocuklar bütün dillerle konuÅŸur...
4.
tank paletleri ezip geçerken cesetleri korkarak yürüyordu caddede bir çocuk karıncanın birini ezeceÄŸim onun sevgilisini üzeceÄŸim diye
sana bir ÅŸarkı gibi geldi nedense ölüm neyi sevdin anlamadım; bak başımda onların elleri her katil gibi onlar da biliyor artık kimsenin kimsenin peÅŸine düÅŸmeyeceÄŸini.
çocukların dövüldüÄŸü bir medeniyet kuruluyor cehenneme ÅŸeytan dahi utanıyor daÄŸlıyor gözlerini kendi kendine içlerinde aÅŸk kalmamış onların, görülen sadece insan kılıfı ruhları çekilip alınmış, buz ve barbarlık doldurulmuÅŸ yerine!
- eteÄŸinden taÅŸları göÄŸe salma seyfo başına düÅŸer devlet-in oyun sanma temelini mülkün yıkılır sırtına senin
5.
böyle fal bakmadı avuçlarından hiçbir devlet çocukluÄŸunun geçmedi hiçbir çocukluktan bunca hasar manzara
biz kaç çocuktuk derdimizden dert taşırmış yüzümüz kerbela sustuk susturulduk dört yanımız aÄŸrılar içinde aÄŸrıyla
- biz de çocuktuk. biz de çocuktuk. bir zamanlar. çocuklara dokunanlar hiç çocuk olmadılar mı yoksa?
6.
öÄŸretmenin vurduÄŸu yerde gül biter diyen tüfek dipçiÄŸinden bahçe beklermiÅŸ (!)
aÄŸlamayın lavanta kokulu anneler en güzel çocuklarınız öldürülecektir...
7.
nereye istesek oraya gideriz haritanın yırtılan yerine havagazını ve pencereleri açar seviÅŸiriz yüreÄŸinizin üÅŸüyen dipnotlarından bir damla sıcak kan düÅŸer ÅŸiir defterimize
sussun kırmızı bültenler, kara bültenler, mahkeme ilâmları ömrünün baharında çocuk konuÅŸacak öz toprağını suladığı göz pınarlarıyla - azad yok azap var biji azadî çocuklar
8.
çocuklar sabun sürer, sürer de tahtalara kayarlar, kayarlardı yokuÅŸ aralarında
taşı taÅŸ üstünde kalmamış göç denklerinden fışkırıp pet ÅŸiÅŸede suyla, kağıt mendil satarlardı trafik ışıklarında
menem aymaz öfkeymiÅŸ, dipçiÄŸe yıkanmış ellerin vurdu acısı yüreklere, boynundan bir çiçeÄŸin
aÄŸaçtan yonttuÄŸum bir tüfeÄŸim var. ÅŸükredin, o gün yanımda deÄŸildi; erkekseniz ÅŸimdi gelin!
9. yurdunu sev, yurdunu koru; tüfenginin dipçiÄŸini eksik etme insanından.. .. böyle olunur devlet, emret; yazsın bunu, kafasına hem defterine seyfi!
10.
yitik çocukluÄŸun lüzumu yok, size daha çok riya gerek
sen çirkin bir pinokyo’sun adam ellerin çünkü ölümlere uzuyor
kan adam, küçük adam bilmiyorsun, çocuklar illâki büyüyor
11.
her çocuk çokça doÄŸudur her çocuk biraz diyarbakır savaÅŸ, vahÅŸet, zulüm her çocukta onmaz yaralar bırakır
kedere bıçak çekip jilet atarlar cehenneme tinerle ovarak cesaretlerini
dudakları uçuklar uçurumların uykulardan çalınırken çocuklar sabah sayımlarında
sarı gözlerinde tufan uyuyan çocuk çöl ateÅŸiyle dökülür (k)an'ın üstüne
bir dipçiÄŸin izinde yürür yaralı geyikler kervanı yükü iÅŸaretli, lanetli, kin(in) zehrinden süzme.
12.
büyüyünce oyuncak bebek olmak istiyor kızım hiç korkmasın, canı yanmasın diye
diyorum ki ona: aklın hükmünün olmadığı bu pislik zamanı unut taÅŸ atan çocuklara karış, kandil kokan gecelerde yürü
sonsuz dalgalarına boyun eÄŸ denizin uzaklaÅŸ rüzgârsız ÅŸehirlerden ateÅŸ yanan daÄŸlara koÅŸ nasılsa resimleyemezler hiçbir duvara zamanı
13.
tamam, devlet, ‘baba’dır bu coÄŸrafyada; hem söver hem döver ama, babalar babalıktan "sessizce çekilmesini bilmelidir abiler”
14.
güle dipçik vuran zihin acaba hangi diptedir? büyür dünyanın mavi gözleri; büyür olur iki kızıl kan çanağı
ah! dipçik düÅŸüyor hep diptekilerin payına
15. çocuk daha insandır büyümemiÅŸtir henüz evin yarasıdır
yüzümüzde gezdirdiÄŸimiz dünyanın selâmsız mezarı
taze iki yeÅŸil zeytin gözleri kararmasın hayatla
16.
büyük ÅŸairler çocukların arasından çıkacak çünkü sözcükler sınırlayamaz onları duvarlar boÅŸ bir zorlama onlar tamamlanmadığına inanırlar dünyanın o yüzden çoÄŸu keÅŸiflerde
17.
aÅŸk tanrı’nın prangalı yüreÄŸidir katillerin suratlarına acısını kusan,
tanrı’nın kanayan elidir, çocuÄŸun çepellenmiÅŸ zülfüne aÄŸlayan.
vurulmuÅŸluÄŸun çocukluÄŸuyla ÅŸarkılarla gelir kelepçelenmiÅŸ öpücükler...
18.
acımasız kıyıcı oğlumuzun başını ezerken aslında yurdumun geleceğidir elden giden
dayan ısırganım, dayan ebegümecim, dayan hardal otum, dayan!
yeniden kanamasın çocukların onulmaz yaraları! eklenmiÅŸ dizelerin iÄŸne deliklerinden
19.
kafamda çatlak mı var, ne derdin belki koÅŸuyordum çocukluÄŸumun düzenine
gülü gül ile tartan kardeÅŸlik baharını haber eylemek için günlere ve güllere
o, ol(durul)mayan renklere ol(durul)mamış biçimlere
ah! dil var, paramparça bir dil, o taşın içinde
20.
takılıverdi plak: … büyüklerimi saymak… büyüklerimi saymak… büyüklerimi say… büyüklerimi… büyü…
dilsizlik taÅŸtı, esmerlik taÅŸtı, çocukluk taÅŸtı hrant oldu, gazze'yle direndi ÅŸiir sözcüklerden taÅŸtı
gökkuÅŸağında dondurma oldu, sucuklu sandviç koktu dünyaya köyü yakılmış küçük bir kürt çocuÄŸuna türkçe sarıldı
21.
gaçık denizlerin hürlüÄŸünde, sabah geliyor çocuklar, sabaaah, kanaya kanaya!!
bu sabah, eli kalem tutan bir sabah benzemiyor hiç baÅŸka sabahlara
ŞİİRE KATILAN 95 ŞAİR:
A. Ertan Mısırlı, A.Hicri İzgören, Abdülkadir Budak, Ahmet Ada, Ahmet GünbaÅŸ, Ali Haydar Çakta, Altay Ömer ErdoÄŸan, Arif Damar, Asuman Susam, Aydın ÅžimÅŸek, Ayhan Altay, Aziz Kemal HızıroÄŸlu, Betül Tarıman, Bilsen BaÅŸaran, Bülent Güldal, Celal Çimen, Cem Mehmet Eren, Cezmi Ersöz, Danyal Nacarlı, Dinçer Sezgin, Emin Kaya, Engin Turgut, Enver Ercan, Ercan Y.Yılmaz, Eren Aysan, Erol Büyükmeriç, Fadıl Öztürk, Fatin Hazinedar, Fergun Özelli, Fuat Çiftçi, Gonca Özmen, Gökben DerviÅŸ, Gül Acemi, Gülsüm Cengiz, Gültekin Emre, Hakan Cem, Halide Yıldırım, Halil İbrahim Özbay, Haydar Ergülen, Hayrettin Geçkin , Hayri K. Yetik, Hüseyin Alemdar, Hüseyin HatipoÄŸlu, Hüseyin Peker, Hüseyin Åžahin, İhsan Topçu, İlhan Tülman, İsmail Mert BaÅŸat, Kemal Varol, Kenan Yücel, Küçük İskender, M. Sadık Kırımlı, Mahmut Temizyürek, Mehmet Atilla, Mehmet Çetin, Mehmet Sarsmaz, Metin Cengiz, Metin Kaygalak, Murat Koçak, Mustafa Ergin Kılıç, Muzaffer Kale, Namık Kuyumcu, Nesimi Aday, NeÅŸe YaÅŸin, Nevzat Çelik, OÄŸuzhan Akay, Onur Akyıl, Onur Caymaz, Orhan Alkaya, Önder Kızılkaya, Özgün E. Bulut, Özkan Kula, Özlem Sezer, Perihan Baykal, Rahmi Emeç, Raif Özben, Roni Margulies, Sabahattin KurtoÄŸlu, Seçil Özcan, Selami Karabulut, Selim Temo, Sennur Sezer, Serap ErdoÄŸan, Serkan Engin, Seyhan Erözçelik, Sina Akyol, Sinan Özdemir, Åžehmus Ay, Tarık Günersel, Veysel Çolak, Veysi ErdoÄŸan, Yusuf Alper, Yücel Kayıran, Yücelay Sal, Zeynep Uzunbay
|